Yunan Mitolojisine Göre İnsanoğlunun Yaratılışı

TAKİP ET


Yunan Mitolojisine göre çok önceden dünyamıza Titanlar hükmedermiş. Daha sonra Yüz Kollu Devlerin, Tepegöz dediğimiz Kikloplar’ın, Olympos’daki tanrıların, karıştığı çok büyük bir savaş başlamış. Savaşı çıkaran Titanların asıl amacı baş tanrı Zeus’u Olympos’daki tahtından indirmekmiş. Zeus tahtını hiç başkasına bırakır mı?! Sonuna kadar savumuş kendini. Çabasının karşılığı olarak da Titanları mağlup etmiş. Kendine karşı çıkıp savaş açan herkesi cezalandırmak isteyen Zeus, kimini zincirleyip yer altına kapattırdı. Titan soyundan tanrı İapetos’un dört oğlundan biri olan Menoitios’u karanlıkların en derinine en erişilmezine gömdü. Atlas’ı Dünyayı iki kolunun üstünde sonsuza dek taşımakla cezalandırdı. (Dünya Haritalarını içeren kitaplara bu yüzden ‘Atlas ‘ diyoruz. İapetos’un en kurnaz en yiğit oğlu, Prometheus ise akıllı davranıp Zeus’un gözüne girmeyi başarmış ve Olympos’taki ölümsüzlerin arasına katılmıştır. Tanrıların tanrısı Zeus, çamuru kullanmasını ve şekillendirmesini çok iyi bilen Prometheus’a bir gün, ona muhtaç olacak, ondan korkacak,  koşulsuz itaat edecek ölümlü varlıklar yaratmasını emretti. Prometheus, Zeustan gelen emirle yeryüzünde yaşayacak ‘insan‘ denilen canlıları yaratmaya başladı.

Prometheus işini büyük bir şevkle yaptı çünkü yaratacağı bu canlıların diğer tüm canlılara örnek bir yaşam sürmesini istiyordu. Balçığı suyla değil, kendi gözyaşlarıyla karıştırıp yoğurmakla başladı işe… Atölyesinde bir çok kol, bacak, kafa modelleri yapıp raflara dizdi. Sonra bu parçalardan beğendiklerini birleştirdi. Kafatasının içine kendi beyninden de bir parça koydu. Sonra da onları yeryüzüne yolcu etti.

        Artık insanlar yeryüzündeydiler!

İnsanlar (ilk yaratılan insanların hepsi erkekti, kadın yoktu), bu zayıf halleriyle, kendilerini doğa karşısında koruyacak önlemler alamadıkları için bilinçsizce, rastgele yaşıyorlardı, gece karanlıklar içinde kalıyor, önlerini dahi göremiyor; yaşamlarını değiştirmeyi düşünemiyorlardı. Kısacası, yaşadıkları dünyanın yabancısıydılar: Çünkü onlar, kendilerini dünyayla kaynaştıracak ateş ve ışıktan yoksundular. Bunun da nedeni baş tanrı Zeus’tu!

Zeus biliyordu ki ateş ve ışığa kavuştuklarında insanlar, yeryüzünün yasalarını çözecekler ve sonunda evrenin en uygar ve güçlü yaratıklarına dönüşeceklerdi. Haliyle baş tanrı olarak yeryüzünde keyfince sürdüğü saltanat da son bulacaktı!

Zeus’un insanların bu çaresizliğinden ve acizliğinden memnun olsa da, bu durumda hoşnut olmayan biri vardı, Prometheus…

        Peki, Prometheus, ateşi Zeus’tan çalıp insanlara kendisi ulaştıramaz mıydı?

O zaman hallerine bakıp bakıp da kahrolduğu bu insanlara büyük bir iyilik etmiş olacaktı; hem de insanoğlu denen bu yaratıklar ateşle ısınıp ışığıyla aydınlandıklarında, Dünya’yı kendi egemenlikleri altına alacaklardı! Böylece Zeus’un yeryüzündeki gücü ve hükmü zayıflayacak, keyfi saltanatı yavaş yavaş son bulacaktı. Bütün bunlar olurken Prometheus da atalarının soyunu kurutan Zeus’tan intikamını almış olacaktı.

     Prometheus, sağlam kabuklu şeytan ağacından yaptığı değneğin içini oydu ve ateş tanrısı Hefaytos’un demirci atölyesine gitti. Oradan çaldığı kıvılcımı bu değneğin içine gizlice koyup insanlara ulaştırdı!…

     Bu ateşle ısınıp aydınlanmaya başlayan insanoğlu da, yeryüzünü gözleriyle görmeye ve düşünmeye başladılar… Gitgide Zeus’un keyfi yasalarına kulak asmaz oldular. Haliyle Zeus, bunun nedeninin Prometheus’un gizlice insanlara ulaştırdığı ateş yüzünden olduğunu anlayınca öfkesinden çılgına döndü. Ateşi geri almak için artık çok geçti. İtaatsizliğinden dolayı Prometheus’u cezalandırmak isteyen baş tanrı, onu Kafkas Dağlarının en yüksek tepesindeki kayalıklara çiviletti. Artık her sabah bir kartal geliyor; yana açılmış iki kollarından ve bacaklarından çivilenmiş Prometheus.’dan bir parça koparıp gidiyordu.

Prometheus, insanoğluna yardım etmenin bedelini ağır ödedi. İnsanlık ise bundan habersiz güçlenmeye devam etti.

Cevap Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.